Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, "Türk Dünyası Diyalog Forumu" kapsamında "Türk Dünyasında Stratejik İletişim ve Dezenformasyonla Mücadele" konulu yuvarlak masa toplantısı düzenledi.Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Daire Başkanı Kasım İleri'nin moderatörlüğünde Ankara'da bir otelde düzenlenen yuvarlak masa toplantısına, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) Koordinatörü Deniz Demir, Kazakistan Ulusal Televizyon Kanalı Genel Müdürü Jalgasbek Altayev, Kabar Haber Ajansı Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanı Nurcan Kasımalieva, Özbekistan Gazetecilik ve Kitle İletişimi Üniversitesi Rektörü Prof.
Dr. Sherzodkhon Kudratkhuja, Macaristan Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi Uluslararası Güvenlik Çalışmaları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr.
Eva Jakusne Harnos, Cyprus Today gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rasıh Reşat, Mykibris.com portalı Yönetim Kurulu Başkanı Emre Zeren Safa ve Jagiellonian Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Karolina Wanda Olszowska konuşmacı olarak katıldı.DMM Koordinatörü Demir, bilginin manipülasyonu ekosisteminin doğrudan kamu algısını, karar alma sürecini ve toplumsal uyumu hedeflediğini belirterek, bu tehditlere yönelik Türkiye'nin 2022'de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı altında Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'ni kurduğunu anımsattı.Demir, DMM'nin dezenformasyonla mücadelede kurumsal ve çok disiplinli bir yaklaşımı temsil ettiğine işaret ederek, doğru bilginin doğru zamanda, açık ve uygun bir iletişimle halka ulaştığından emin olmayı amaçladıklarını ifade etti.DMM'nin sorumluluk alanının yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını, Türk devletlerini de bu sorumluluğun bir parçası olarak gördüklerini söyleyen Demir, bu yaklaşıma uygun olarak DMM'nin Türk dünyasını hedef alan dezenformasyon kampanyalarını gözlemlemek için yapay zeka destekli araçları kullandığını anlattı.Demir, bu gözlemlerin neticesinde DMM'nin Türk dünyasını hedef alan dezenformasyon kampanyalarına karşı 16 resmi açıklama hazırladığını aktararak, bu açıklamaların ülke dillerine çevrilerek yayımlandığını söyledi."Ne kadar yakın şekilde birlikte hareket edersek, dezenformasyona karşı direncimiz o kadar güçlenecek"DMM'nin, Türk dünyasının enformasyon çevresinin güvenliğini ve bütünlüğünü Türkiye'nin kendi güvenliği olarak gördüğüne dikkati çeken Demir, "Kardeş devletlerimizle ortak tehditlere ilişkin ortak bir anlayış geliştirmek, açık ve uygun iletişim yoluyla doğru bilgilerin zamanında yayılmasını sağlamak ve kurumsal koordinasyon içinde hareket etmek, çalışmalarımızın temel dayanaklarını oluşturuyor.
Ne kadar yakın şekilde birlikte hareket edersek, dezenformasyona karşı direncimiz o kadar güçlenecek ve geleceğe yönelik ortak vizyonumuz o kadar sağlam ve kalıcı olacak." ifadelerini kullandı.Kazakistan Ulusal Televizyon Kanalı Genel Müdürü Altayev, zor zamanlardan geçildiğine işaret ederek, kanala spiker alma sürecinde işe başvuran kişinin yapay zekayla oluşturulmuş bir video gönderdiğini ve kendisinin en başta bunu anlamakta zorlandığını anlattı.Altayev, kendisinin bu videonun gerçek olduğunu düşündüğünü ve o an yapay zeka meselesinin herkes için zor olduğunu anladığını anlattı, güvenilir bilginin korunmasının ve sürdürülmesinin ortak bir çaba olduğuna dikkati çekti.Gazeteciler gerçek-sahte haber ayrımı konusunda eğitilmeliKazakistan'da yapay zeka bulunan içerikleri işaretlemelerini gerektiren bir yasa bulunduğunu anlatan Altayev, bunun yalnızca televizyon ve resmi siteler için geçerli olduğuna ancak sosyal medyada böyle bir zorunluluk gerekmediğine işaret etti.Altayev, insanların sahte videolar kullanıldığını bilmediğini dile getirerek, ülke çapında bununla mücadele etmek için de özel bir platform gerektiğini söyledi.Gazetecilere gerçek ve sahte haber arasında ayrım yapabilmeleri için eğitim verilmesi gerektiğine değinen Altayev, güvenilir kaynakların bulunması konusunda onlara yardımcı olmaları gerektiğini belirtti.Kabar Haber Ajansı Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanı Kasımalieva da yalnızca güvenilir kaynakları kullanmaya çalıştıklarını ve bu nedenle devlet kurumlarından bilgi almayı tercih ettiklerini kaydederek, bazı mekanizmalar geliştirmek için platformların oluşturabileceğini ifade etti.Kasımalieva, böylece yapay zekanın kullanımına dair kuralların belirlenebileceğine işaret ederek, tecrübelerine dayanarak genç gazetecilere yapay zeka kullanımına dair eğitim verilmesi gerektiğini dile getirdi.Gelen bilginin en başta vakit alsa da kontrol edilmesi gerektiğini ve sonrasında bunun haberleştirilebileceğini kaydeden Kasımalieva, dünya çapında birçok haber ajansıyla işbirliği yaptıklarını ve bu kapsamda da işbirliği yapılabileceğini söyledi.Yanlış bilgiler sosyal medyada yayılıyorProf.
Dr. Kudratkhuja da sahte haberlerin hızlı şekilde yayıldığına değinerek, bu haberlerin çoğu zaman gazeteciler tarafından değil, sosyal medyadaki blog yazarları tarafından yayıldığını ifade etti.Kudratkhuja, haberlerin doğru olup olmadığının kontrol edilmediğini kaydederek, Türk devletlerinde sahte olabilecek herhangi bir haberin Avrupa ve ABD medyasına aktarılmasının sorun olduğuna işaret etti.Dezenformasyonla ve sahte haberle mücadele konusundaki en güçlü aracın güvenilir haber kaynakları oluşturmak olduğunu vurgulayan Kudratkhuja, gelecek neslin de şu andakinden farklı olduğunu, daha çok sosyal medya platformlarına odaklandığını ve ne görürlerse ona güveneceğini anlattı.Kudratkhuja, Türk devletlerinin ortak tarihsel köklerden, geleneklerden ve kültürden bahsettiğini ancak bunun ötesinde gelecek sorunlara ve değişikliklere odaklanmaları gerektiğini vurguladı.Yalnızca medyanın değil, influencerlar dahil gençler arasındaki ünlü isimlerin de bir araya gelmesine odaklanmaları gerektiğine değinen Kudratkhuja, bu alanda hepsini bir araya getirerek bir platform oluşturabileceklerini söyledi.Kudratkhuja, bir bilginin doğru olup olmadığının tüm dillerde görülebilmesi gerektiğine de dikkati çekerek, gençler için farklı ülkelerde yaz kampları da düzenlenebileceğini dile getirdi.Çevrim içi ortamlardaki davranışların kontrol altında tutulması gerektiği vurgusuDoç.
Dr. Harnos, Avrupa Birliği'nin (AB) daha önce "doğrulanabilir sahte haberler" üzerine odaklanan dezenformasyon tanımından, artık "bilgi manipülasyonu ve dış müdahale" kavramına geçtiğini anımsattı.Harnos, bu yeni yaklaşımın, sadece doğrulanabilir sahte haberleri değil, aynı zamanda meşru görünen kanal veya kaynaklar aracılığıyla yanıltıcı bilgilerin yayılmasını da kapsadığını belirtti.Yalan haberlere karşı zamanında aksiyon alınmasının önemli olduğunu vurgulayan Harnos, "Bilgiyi çürütme hızımızın, yalanın dünyada yayılma hızıyla eş değer olması gerekiyor ancak ne yazık ki bunu başaramıyoruz." dedi.Harnos, çevrim içi ortamda gerçekleşen herhangi bir şeyin, gerçek dünyadaki düşman aktöre fayda sağladığını düşünmenin, toplumsal güvenliği korumanın anahtarı olduğunun altını çizerek, bu ortamlardaki her türlü hareketin ticari kazanç, siyasi avantaj elde etme ve baskı kurma gibi amaçlarla yapıldığını kaydetti.Çevrim içi ortamdaki davranışların, "devasa verilerin toplanmasına, profillenmesine, psikolojik profillemeye veya toplumların manipüle edilmesine zemin hazırladığına" dikkati çeken Harnos, "Bu da çevrim içi ortamlardaki davranışlarımızın kontrol altında tutulması gerektiği anlamına geliyor." dedi."Bilgi zehirlenmesi salgını"Cyprus Today Genel Yayın Yönetmeni Reşat, iletişimin ve dezenformasyonun daha hızlı yayıldığı bir ortamda mücadelenin daha "şiddetli ve yaralayıcı" bir hal aldığının altını çizerek "Açıkça söylemek gerekirse, bu bir zehirlenme süreci.
Burada konuştuğumuz daha geniş kapsamlı meseleye dönecek olursak, yaşanan bu durumu 'bilgi zehirlenmesi' olarak tanımlamayı tercih ediyorum." ifadelerini kullandı.Reşat, önemli olanın bilgiyi tüketen kişileri eğitmekten geçtiğine işaret ederek, "Kovid dönemini hatırlayın, salgınla nasıl başa çıkılacağına dair kamu spotları ve videolar yayımlanmıştı.
Ellerimizi nasıl yıkamamız gerektiğini yeniden öğrendik. Birbirimizi öpmemeyi, sarılmamayı, daha hijyenik olmayı kavradık. Yani halk eğitilebilir, bunu bizzat gördük.
Yaşanan durum bir salgın, bir bilgi zehirlenmesi salgını ve insanların bu konuda eğitilmesi şart." dedi.Sosyal medya hesabı olan bazı kişilerin, kendilerini "vatandaş gazeteci" olarak tanımlayıp, hiçbir olgusal kontrol veya doğrulama yapmadan, her türlü bilgiyi ortalığa saçma hakkına sahip olduklarını düşündüklerini ifade eden Reşat, "Bir şey duyuyorlar, bunun doğru olduğunu varsayıp kamuoyuna servis ediyorlar, sosyal medya sayesinde de bu bilgi hızla yayılıyor.
Tıpkı bir salgın hastalık gibi." diye konuştu.Reşat, gazeteciliğin bu anlamda önemli olduğuna değinerek, her şeyin güvenilirliğe ve şeffaflığa dayandığını belirtti."Stratejik iletişim" teriminin, devletler tarafından hem bilgi kirliliğine veya dezenformasyona karşı savunma aracı hem de saldırı aracı olarak kullanıldığını söyleyen Reşat, "İnsanlara bilgiyi nasıl tüketeceklerini, neye güvenip neye güvenmeyeceklerini de öğretmeliyiz.
Mesele yine güvenilir kaynaklara ve güvenilir kişilere geliyor. Çocuğunuzu ameliyat etmesi için bir doktora güveniyorsunuz ancak kararlarınızı etkileyecek bilgiler söz konusu olduğunda, elinde telefon olan herhangi birine güvenebiliyorsunuz." ifadelerini kullandı."Yanlış bilgiler dolaşıma girdikçe, bu durum karşılıklı bir etkileşimle olumsuz bir döngüye dönüşüyor"Mykibris.com Yönetim Kurulu Başkanı Safa, "stratejik iletişim" kavramının yanına "stratejik güvenilirlik" kavramının da eklenmesi gerektiğini belirterek, "İletişim, bir mesajın etkili bir şekilde iletilmesiyle ilgiliyken; güvenilirlik, mesajı alan kişilerin ona inanmak için bir nedenleri olup olmadığıyla ilgilidir.
Yani bunlar aynı şeyler değildir." dedi.Bir mesajın koordine edilebileceğinden, tekrarlanabileceğinden ve geniş kitlelere yayılabileceğinden bahseden Safa, hedef kitlenin kaynağa güvenmemesi durumunda bütün bu çabaların sonuçsuz kalacağını vurguladı.Safa, hedef kitleye zamanında ulaşabilmek için bilginin hızının hayati önem taşıdığına dikkati çekerek, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde sosyal medyaya fazlasıyla bağımlı bir yapı söz konusu.
Açıkçası, büyük ya da küçük birçok medya kuruluşunun aynı dar alanda faaliyet göstermesi, bilgilerin doğrulanmadan paylaşılmasına ve hatta farkında olmadan dezenformasyon yayılmasına yol açıyor." ifadelerini kullandı.Bu durumun da doğal olarak güvenilirliğin zedelenmesine yol açtığını belirten Safa, son birkaç yıldır da okuyucu ve takipçi kitlesinin bilgiye yaklaşım standartlarının ve anlama düzeyinin düştüğünü gözlemlediklerini aktardı.Safa, "Zira yanlış bilgiler dolaşıma girdikçe, bu durum karşılıklı bir etkileşimle olumsuz bir döngüye dönüşüyor.
Dolayısıyla, yayıncılar ve medya temsilcileri olarak bizlere, bu alanı koordine etmek ve kontrol altına almak gibi çok önemli bir sorumluluk düşüyor, böylece hep birlikte sağlıklı bir şekilde faaliyet gösterebileceğimiz bir ortam yaratabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.Başka ülkelerdeki anlatıları takip etmenin önemiJagiellonian Üniversitesinden Olszowska da farklı ülkelerde ortak çıkarlara zarar vermeyi ve ilişkiler arasına nifak sokmayı amaçlayan çeşitli dezenformasyon kampanyalarının yürütüldüğünü belirterek, "Dolayısıyla, başka ülkelerde hakkımızda ve çıkarlarımızla ilgili ne tür anlatıların dolaşımda olduğunu takip etmek bizim için büyük önem taşıyor." dedi.Uluslararası ilişkilerde birçok konuda farklı dezenformasyon türleriyle karşı karşıya kaldıklarını belirten Olszowska, hükümetlerine, gelecekteki benzer olaylarda diğer ülkelerle aktif bir iletişim süreci yürütme mekanizması oluşturulması gerektiğini önerdiklerini aktardı.Olszowska, diğer ülkelerde, kendi ülkeniz hakkında yayılan bilgilerin çok önemli olduğunun unutulmaması, bu bilgilerin takip edilmesi ve kayıt altına alınması gerektiğinin altını çizerek, "Hangi konuların dezenformasyonun bir parçası olduğunu ve bunların nasıl işlediğini bilmeliyiz." ifadesini kullandı.


